Ligin ilk yarısında sürpriz şekilde puan kaybı yaşanan Kocaelispor deplasmanı sonrası Kocaelispor Başkanı Recep Durul’un maç sonu röportajında Galatasaray’ı hedef gösteren spekülatif açıklamalarının gölgesinde bir 29. hafta maçı bizleri bekliyordu.
Haftaiçi 26. haftanın erteleme maçında 3 puanı hanesine yazdıran Galatasaray, hem 4 puan farkını korumanın motivasyonu, hem ligin ilk yarısındaki mağlubiyetin rövanşını alma isteği, ama en önemlisi Kocaelispor Başkanı Recep Durul’un hem ligin ilk yarısındaki maç sonrası hem de 29. haftanın başından beri devam ettirdiği spekülatif açıklamaların
‘intikamı’nı alacak olmanın ‘hırsı’yla bu maça hazırlandı.

Haftaya erteleme maçı olan Göztepe karşılaşmasında 3 puan parolası ile giren ve bunu başaran Galatasaray, Kocaelispor maçını sadece ‘intikam’ olarak görüyordu, kimsenin puan kaybı gibi bir düşüncesi yoktu aslında. Hatta taraftarlar o kadar emindi ki galibiyetten, Göztepe maçı sonrası sosyal medya platformlarında “Maçta penaltı olursa Uğurcan kullanmalı.” diyerek kampanya yürütmeye bile başlamıştı. Nitekim maçta penaltı olmadığı gibi, penaltıyı Uğurcan da kullanamadı, ‘intikam’ da alınamadı. Kocaelispor camiası ve başkanından ‘intikam’ alma motivasyonu da bir başka bahara kaldı. Bir parantez de Kocaelispor Başkanı için açmak gerekiyor tabii burada, Kocaelispor Başkanı bu senenin Galatasaray karşısında tek kazananı, şimdilik tabii.

Maça gelecek olursak; Galatasaray son 10 haftasına lider girdiği 11 sezonun tamamında şampiyon olmuştu ve Kocaelispor maçı öncesi aslında ligin bittiği kanatindeydi bütün spor otoriteleri, Fenerbahçe’ye ve Trabzonspor’a gerçek anlamda şans veren kimse yoktu.
Galatasaray’ın son 10 haftasına lider girdiği 11 sezonun tamamında şampiyonluk ipini göğüslemiş olması gerçekten iyi bir gelenek ve rakipler için korkutucu bir gözdağı. Ama şampiyonluklar maalesef kağıt üzerinde kazanılmıyor. Galatasaray’ın bu 11 sezonunun herhalde 8’ini 9’unu net bir şekilde hatırlarım, sanırım ligin son 10 haftasında organize olmaktan en uzak Galatasaray’ı izliyoruz bu sezon.
Geçtiğimiz 3 sezonun dominant ve futbolun doğrularını sahaya yansıtan Okan Buruk’u ve Galatasaray’ı göremedim Kocaelispor karşılaşmasında. Yüzde 68 gibi bir topa sahip olma oranına rağmen Galatasaray’ın şut sayısı 12, kaleyi bulan ise 6 şut. Yüzde 32 topla oynayan Kocaelispor’un şut sayısı 9, kaleyi bulan şutu ise 2.
Icardi ile ilgili uzun uzun yazacağım önümüzdeki günlerde ama, Icardi’nin 2 sezon sırtladığı bu camiaya bir borcu var, teknik ekibin kendisini motive etmesine de ihtiyacı yok, zaten tribünlerde onun gol atmasını ve hep birlikte ‘Aşkın olayım’ diye haykırmak isteyen 50 bin taraftar var, Icardi için bundan daha iyi bir motivasyon kaynağı olamaz diye düşünüyorum. Sezon sonunda Icardi ile yolların ayrılacağını düşünürsek, en azından ‘son bir dans’ı hakettiğini düşünüyorum oyuncunun da, taraftarın da.

Galatasaray’ın hala şampiyon olacağına inancım tam, ama bu sezon az önce de bahsettiğim ‘futbolun doğruları’nı yapmaktan uzak bir Galatasaray var, Osimhen özelinde kurulan oyun planı ve Osimhen’in talihsiz sakatlığı sonrası yaşanan kaos bunu zaten gözle önüne seriyor.
Yıllar sonra yazmaya devam etme kararı aldığım için Kocaelispor maçıyla ilgili birkaç satır yazmak istedim ama, bundan sonra daha sık yazmaya çalışacağım ve şampiyonluk sonucundan bağımsız olarak Galatasaray’ın ve Galatasaray taraftarının bu sezon yaşadığı o ‘kendini beğenmişlik travması’ ile ilgili uzun uzun yazacağım en kısa zamanda. Kocaelispor maçı aslında bu ‘kendini beğenmişlik travması’nın tezahürüydü. Maç daha oynanmadan Uğurcan’a penaltı kurdurma fantezileri önce Kocaelispor kalecisi, daha sonra Kocaelispor Başkanı Recep Durul duvarı ile yerle yeksan oldu. Bunu konuşmakta gerçekten fayda var. Önümüzdeki sezon üst üste 5. şampiyonluk motivasyonu ile başlayacağımız ligde ayakları yere basan bir Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’nde de daha başarılı olacaktır.
