18 Nisan 2026, GEN – GS, 1:2

İyi oyunun değil, kazanmanın önemli olduğu haftalardan birini oynadı Galatasaray.

Geçen haftaki yazıda söylediğim gibi, son 10 haftaya lider girdiği 11 sezonun tamamında şampiyonluk ipini göğüsleyen Galatasaray, biraz da bu geleneği arkasına alarak gitti Gençlerbirliği deplasmanına ve bir gün önce Fenerbahçe’nin sürpriz diyebileceğimiz puan kaybı sonrası, Fenerbahçe derbisi öncesi puan farkını yeniden 4’e çıkardı.

Galatasaray kafilesi Esenboğa Havalimanı’nda.

Fenerbahçe’nin puan kaybına sürpriz diyoruz fakat, artık çok da sürpriz değil söz konusu Fenerbahçe olunca. Çünkü Fenerbahçe bu maçları oynayamıyor, sadece bu sezon değil, son 4 sezon Galatasaray’ın puan kaybı yaşadığı tüm haftalar Fenerbahçe bir şekilde puan kaybı yaşadı.

Fenerbahçe – Çaykur Rizespor.
Çaykur Rizespor’un uzatmaların son anında gelen golü sonrası Fenerbahçeli futbolcular.

Aslında yazılarımın temeli Galatasaray, fakat yeri gelmişken Fenerbahçe ile ilgili de birkaç cümle yazmak isterim. Ali Koç’un başkan seçilmesi ile birlikte ama, özellikle son 4 sezondur Fenerbahçe’nin en büyük motivasyonu ve taraftarı konsolide etmek için kullandığı ve inandığı etken ‘yapı’ydı.

Sürekli bunu dile getirdiler, maç öncesinde, maç sonrasında, genel kurulda. Yöneticileri, teknik heyet, taraftar ve kimi zaman futbolcuları bile bunu dile getirdi fakat, Çaykur Rizespor maçında bir kere daha gördük ki, Fenerbahçe’nin başarısızlığının birinci nedeni ‘yapı’ değil, ‘yapı’ var ya da yok, bu başka bir yazının ve hatta yazıların konusu olabilir ama, başarısızlığın birinci faktörü kesinlikle iddia ettikleri gibi ‘yapı’ değil, olamaz. Fenerbahçe’nin başarısız olmasının en büyük nedenine ‘yapı’ demek, futbolun doğrularına ihanet etmek anlamına geliyor, çünkü Fenerbahçe futbolun doğrularını uygulamıyor, ne yönetim kademesinde, ne de sahada.

Fenerbahçe, her ne kadar sevmesem de, Türkiye’nin köklü spor kulüplerinden birisi ve 12 yıldır şampiyonluk hasreti çekiyorlar. Ve son sezonlara baktığımızda şampiyonluğa en yakın oldukları an bu hafta olabilir. Galatasaray taraftarının bir dönem mottosuydu, “Galatasaray tarihinin en önemli maçı.” diyerek konsantrasyon sağlanırdı camia içerisinde. Sanırım Fenerbahçe için de Fenerbahçe tarihinin değil belki ama, son zamanların en önemli maçıydı Çaykur Rizespor maçı.

Galatasaray’ın önceki hafta aldığı sürpriz beraberlikle, aslında Fenerbahçe rüzgarı arkasına almıştı. Kendi evinde, kendi seyircisi önünde, kümede kalmak ya da Avrupa Kupası hedefi olmayan orta sıralara demir atmış bir Çaykur Rizespor bekliyordu Fenerbahçe’yi. Öyle ki, Çaykur Rizespor ile oynadıkları son 20 maçtır sadece 1 kere kaybetmişlerdi. Sanırım maçtan önce Recep Uçar’a sorsalar, 2-0, 3-0 gibi skorlara razı olurdu.

Taraflı tarafsız bütün otoriteler Fenerbahçe’nin çok rahat şekilde galip geleceğini ve Galatasaray maçı öncesi rakibine mesaj vereceğini düşünüyordu. Çünkü Fenerbahçe bu maçı kayıpsız atlatsa, 1 puan farkla lider olacak ve tam olarak kaos olmasa da, bir bocalama dönemi içerisindeki Galatasaray ertesi akşam düşme hattının çok da uzağında olmayan Gençlerbirliği maçına çıkacak.

Fenerbahçe, Çaykur Rizespor karşısında kazanmış olsa, bu yazının konusu çok başka olabilirdi fakat, öyle olmadı.

Galatasaray geçen haftaki Kocaelispor beraberliği sonrası aslında ciddi bir panik havasına bürünmüştü. Öyle ki, benim hala aklımın almadığı bir hamle ile taraftara açık olarak yaptığı idmanda ultrAslan Başkanı Sebahattin Şirin’in eline ‘megafon’ tutuşturup, futbolculara motivasyon konuşması yaptırdı.

Benzer işler. ultrAslan lideri Sebahattin Şirin’in megafonlu motivasyon konuşması.

Bu konuyla ilgili çok yorum yapmak istemiyorum ama, Sebahattin Şirin’in yaptığı konuşmanın profesyonel futbolcular üzerinde ne gibi bir etkisi olacağını düşündü ve oraya davet etti yönetim, akıl alır gibi değil gerçekten.

Ali Koç maç dönüşü eline megafon alıp, camiayı ve futbolcuları motive etmeye çalıştığı zaman ben de dahil tüm Galatasaraylılar kahkaha atmıştık, Sebahattin Şirin’in bu görüntüsüne bu açıdan bakmakta fayda var.

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, Trabzonspor deplasmanı dönüşünde Sabiha Gökçen Havalimanı’nda basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Maça gelecek olursak, bir gün önce Fenerbahçe’nin yaptığı jesti geri çevirmeyen Galatasaray, maçın son anlarında skorun da verdiği stresi saymazsak rahat bir maç kazandı.

Maça geçmeden önce çok kısa hakemle ilgili görüşümü belirtmek istiyorum.

Hakem konuşmayı sevmem fakat, Gençlerbirliği maçında Galatasaray’ın iptal edilen 3. golündeki ofsayt kararı beni tatmin etmediği gibi, bence yarı otomatik ofsayt sistemi ve var hakemlerini de tatmin etmemiş olacak ki, kararı orta hakeme bıraktılar ve Batuhan Kolak da bence, maçın buradan sonra döneceğine ihtimal vermediği için, ‘güvenli bölgede’ kalarak golü iptal etti. Şans da kendisinden yanaydı ve Galatasaray kayıpsız döndü bu virajı, aksi halde Batuhan Kolak’ı uykusuz bir cumartersi gecesi ve huzursuz bir pazar kahvaltısı bekliyordu olacaktı. Nitekim hep söylenir ya, ‘şans yanında’ydı.

Gençlerbirliği – Galatasaray maçında, Galatasaray’ın ‘ofsayt şüphesi’yle iptal edilen 3. golünün yarı otomatik ofsayt sisteminden gelen ofsayt çizgisi.

Maç içerisinde son 3 sezondur gördüğümüz, özellikle ligin son düzlüğünde oynanan dominant oyundan eser yoktu, bence Okan Buruk da, oyuncuları da kafalarındaki oyunu sahaya yansıtamadı, ama kazanmak önemliydi, özellikle Fenerbahçe’nin puan kaybettiği hafta ve Türkiye Kupası maçını saymazsak önümüzdeki Fenerbahçe maçı öncesi.

Icardi ile ilgili uzun uzun yazacağım ama, bu maç özelinde Icardi’nin gol bulması çok önemliydi, deplasmanda da olsa ‘Aşkın Olayım’ söylemek hem Icardi’ye hem de taraftara iyi geldi.

Sezon başından beri futbol sohbetlerinde vurguladığım da buydu, Icardi formsuz, o bildiğimiz Icardi değil ama, herşeye rağmen Icardi. Onsekiz yayı çevresinde ve altı pas civarında topla buluştuğu zaman neler yapabileceğini gösterdi.

Yaşım 36 ve en azından 25-26 yıldır Türkiye ve Avrupa futbolunu takip ederim, özet dahi olsa maçları izlemeye çalışırım, şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, son vuruş ve golü koklama konularında Icardi gerçekten ‘top class’ bir forvet. Ne kadar formsuz ve mutsuz olsa da, ceza sahası içinde topla buluştuğu zaman güven veren ve skoru bulan ‘nadide’ bir forvet.

Artık yaşı ve form durumu gereği takımın birinci tercihi olmadığı açık ama, bence hala katkı sağlayabilecek klasta. İngilizlerin futbol literatürüne kazandırdığı o meşhur sözü hatırlatmakta fayda var.

Form geçici, klas kalıcıdır.

Mauro Icardi’nin Gençlerbirliği maçındaki gol vuruşu.

Artık iyi oyundan ziyade, 3 puan almanın çok önemli olduğu bir haftaya giriyoruz. Fenerbahçe maçını kazanması halinde Galatasaray’a kalan 3 maçta 2 puan yetiyor, matematiksel olarak şampiyon olabilmesi için.

Kaybetmesi halinde de ben Galatasaray’ın şampiyon olacağına inanıyorum. Buraları iyi oynuyor Galatasaray, genlerinde bu var.

Fenerbahçe maçında iki takımdan da iyi oyun beklemiyorum, ikisi de bu maçı en az kayıpla atlatıp, sonraki haftalarda kendisi kazanırken, rakibinin puan kaybetmesini bekleyecek.

Tabii 4 puan fark ipleri biraz Okan Buruk’a ve Galatasaray’a veriyor, hamle yapmak zorunda olan bir Tedesco ve Fenerbahçe olacak ve ne Tedesco ne de Fenerbahçe, en azından bu sezon, bu alanda rüştünü ispatlamış değil.

O yüzden Galatasaray’ın en azından kaybetmeyeceği düşüncesindeyim, tabii bu denkleme henüz Osimhen ve Asensio dahil olmuş değil, iki oyuncu da maça doğrudan etki edebilecek kadar etkin ve yetenekli.

Osimhen’in sahada olması bekleniyor, Asensio ile ilgili net bir bilgi yok ama, Çaykur Rizespor maçında sanırım puan kaybı beklentisi olmadığı için riske edilmedi, Galatasaray maçında tüm riskler alınıp oynatılır diye düşünüyorum Asensio.

Yazıyı noktalamadan önce bir parantez de Leroy Sané için açmak istiyorum. Leroy Sané kafasını oyuna verdiği zaman inanılmaz bir oyuncu, eskilerin ‘çilingir’ dediği türden. Nitekim Gençlerbirliği maçında 2 asisti ve ‘ofsayt şüphesi’ ile iptal edilen golü ile bunu bir kere daha gözler önüne serdi. Tabii burada Galatasaray’ın sosyal medya paylaşımına da yer vermek gerekiyor, bize de pas atarak Leroy Sané’yi yüceltmek istemişler.

Çarşamba günü Gençlerbirliği ile Türkiye Kupası maçında karşı karşıya geleceğiz, Fenerbahçe maçı öncesi güzel bir hazırlık şansı, oyun planını kurmak ve eksikleri görmek açısından değerli, bu defa Rams Park’ta tabii maç. O maçtan sonra görüşmek dileğiyle.

Francesc avatarı